Bir de Baktım ki, Mail Atmışım - Merve Nur Demirtaş ile Kelebek İzleri Üzerine..:)



Merhabalar. Bu yazımda sizleri yeni yazarlığa adım atmış bir arkadaşımla tanıştıracağım. Arkadaşım diyorum, çünkü tüm mailleşmelerimizde o kadar sıcak karşıladı ki beni.. :)

Arkadaşımın adı; Merve Nur Demirtaş. :) 
Benim Merve Nur’u tanımam, onun yazmış olduğu ‘’ Kelebek İzleri ‘’ isimli kitabı almam ve okumamla başladı. Daha sonra Instagramda kendisini bulduğumda ‘’ Neden mail atmıyorum ki? ‘’ dedim ve kendimi mail atarken buldum. Sağolsun, o da teklifimi kırmadı ve sorularımızı cevapladı. :)



Kendisine öncelikle bu röportaj konusunda bana olumlu baktığı için çok çok teşekkür ediyor ve kucak dolusu sevgilerimi iletiyorum. Şimdi Merve Nur’un samimi cevapları karşınızda! :)

  •     İlk olarak, sizin ağzınızdan sizi tanıyabilir miyiz? 
Merhaba, herkese. Ben Merve. On dokuz yaşında ve şu anda Yıldız Teknik Üniversitesinde İngilizce hazırlık eğitimi gören sıradan bir genç kızım. Kitap okumak ve yazmayı sevdiğimi hızlıca söyleyip geçtikten sonra müziksiz yapamayan, bir şeyi sevme eylemini sonuna kadar yapabilen, annesine düşkün biri olduğumu belirtmeliyim. Aklıma kendimle alakalı şeyler gelmedi pek. Bu kadar deyip bitiriyorum.


  • Kitap yazmaya başlamadan önce kendinize örnek aldığınız bir yazar/ yazarlar var          mıydı?
Elbette. Canan Tan’ın kitaplarını ve kurgularını çok severim.  Bana roman okumayı sevdiren bir yazar olduğundan, tarz olarak değil de, duygu aktarımı olarak örnek aldığım doğrudur. Onun dışında Elif Şafak da diyebiliriz ama bu Canan Tan kadar yoğun değil bende.

  •   İlk kez ne zaman ‘’ Ben kitap yazacağım? ‘’ dediniz?
İlk kez… Yaklaşık üç sene önceydi sanırım. Hiçbir ciddiliği yoktu o zamanlar. Okuduklarıma benzer şeyler çıkardığım, şu an önüme getirseler burun kıvıracağım tarzda kısa bir şeyler yazdığım dönemdi. Kâğıda dökme isteği, Kelebek İzleri ile başladı. O da yaklaşık bir buçuk sene önceydi. “Ben de yaparım.” la başlayan, güzel ve yüreklendirici yorumlarla güçlenen bir istek. Hiçbiri olmasa ileride kendime bastırmayı düşünüyordum.

  • ‘’ Kelebek İzleri ‘’ isimli bir kitabınız var. Kitabınızı kısaca sizin ağzınızdan tanıyabilir miyiz?
Kelebek İzleri. Kitabın isminin benim için çok özel oluşunu söylemeliyim önce. Kelebekleri seven biri olarak, kesinlikle çok içime sinen bir isim. Neyse, buraları geçiyorum… Kitap, Elif ve onun karışık duyguları ile başlıyor ve başlar başlamaz, duygu çorbası içinde çırpınan kızla tanışıyorsunuz. Küçük yaşta, ilgisizliğin içinde kaybolurken, kendini bulduğu çocukluk arkadaşından ayrılmak zorunda kalıyor kızımız. Neden ve nereye gittikleri de sonradan açılıyor tabi. Yıllar geçse de bu özlem, onun için heves olmuyor, geçici olduğunu kabul etmiyor. Nitekim kader onları yeniden karşı karşıya getiriyor. Fakat Elif’in eli bir başkasının avuçları içinde değilken, Elif karşısındaki değişmiş adamda bunun aksinin görüyor. Ve kitabın başından sonuna kadar, vazgeçmeyen bir kız okuyoruz. Hayatına yeni giren önemli kişilere rağmen, aşkını kirletmekten çekinen kıza şahit oluyoruz. Sanırım bu hikâyeyi, dokunaklı yapan da Elif’in duyguları oluyor.


  • Kitabınızdaki olay örgüsü yaşanmış bir olaydan mı esinleniyor?
Yaşanmış bir olay değil. Sadece Elif ve Enes karakterlerinin çıkış noktaları ve Elif’in hastalığı yaşatmak istediğim biri için gerçek, gerisi bir kurgu.

  •  Yazarlar yarattığı karakterlerine kendinden bir parça ekler derler. Kitabınızda sizden soyutlanmış karakterler mi yoksa sizi yansıtan karakterler mi yer alıyor?
Evet, o doğru ve klişe bir söz. Katılıyorum çünkü tanımadığım birini yazamam, bilmediğim bir tarzın duygularını aktaramam. Bunu yapabilmem için kendimden ipuçları bırakmam gerekiyor. Bunu bazen kasti bazen bilmeden yapmış olduğumu gelen yorumlarla anladım. O halde, sorunun net cevabı benden ya da benim çevremden çok ayrı değil yazdıklarım.


  • Kitabı yazarken, kafanızda önceden belirlemiş olduğunuz bir kurgu var mıydı, yoksa yazdıkça mı gelişti her şey?
Kitaba başlamadan önce basit bir iskelet vardı kafamda. Oyun hamurundan yapılma. Önce karakterleri oturttum. Hepsini o kadar iyi tanımaya çalıştım ki, bazı geceler sanki onları bir film izler gibi izledim, onlarla konuştum. Daha sonra, bir girişi oldu. Sonunu düşünmeden yazmayı tercih ettim, daha çok bütünleşmeye çalıştığım Elif karakteri üzerinde döndürdüm kurguyu ve bir zaman sonra sonu da belirginleşmeye başladı. Sonu belli olduğunda, parça parça ileride yazmayı hedeflediğim sahneleri kaydettim bir yerlere. Süreç böyleydi.

  •  Kitabınızı bitirip tekrar okudunuz mu? Beğenmediğiniz noktalar oldu mu?
Kitabı bitirip tekrar okudum sayılmaz. Ama son iki bölümü defalarca okudum. Ve ikinci soruya, evet diyebilirim rahatlıkla. Dünümüz bugüne uymazken, benim gibi takıntılı bir insanın yazdıklarım için düşünceleri çok çabuk değişebiliyor. Beğenmediğim kısımları gördükçe, geliştiğimi düşünerek yeni kitabıma heyecan yaptırmaya başladı bir süre sonra bu durum.

  •   Kitabınıza yapılan yorumları- eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?
Saygıyla karşılıyorum. Çok ağır, olumsuz bir yorum almadım. Bu almayacağım anlamına gelmiyor ama orta olanları teşekkür ederek karşıladıysam, öyle bir durumda yine aynı tutumu sergilerim. Bana ve benden dökülenlere katlanıp okumuş, teşekkür ederim, beğenmese de olur. Beğenen, özel ve uzun yorumlar yaparak fotoğraf atanlar için de bir dosyam var, oraya yazdıkları yorumları kaydediyorum. Hatıra için. Hepsi görmeden sarıldığım dostlarımdan hediye çünkü.

  •   Biraz klişeleşmiş bir soru ama yeni kitap yolda mı?
Evet, yolda!

  •  Genç yazar adaylarına yazma konusundaki önerileriniz nelerdir?
SABIR. Her röportajda aynı şeyi söylüyorum ama benim ki sabırsız olmasınlar, sabır her şeyi oturtuyor. Tutarlı olmaya özen göstersinler. Çünkü bir okuyucu olarak, bir kızın ya da adamın platonik aşkını okurken kitabın yarısında onun kendisiyle ilgilenen başka birine âşık olmaya başlamasını okumak beni yoruyor. Tutarsızlık olarak görüyorum, bunun birçok örneğini verebiliriz. Kısacası, karakterinizi iyi tanıyın ve yansıtın. Öyle olsun ki, okuyucu, “O bunu yapmaz,” ya da “bunu neden yaptığını anlıyorum aslında,” gibi cümleler kurabilsin.

  • Okurlarınıza söylemek istedikleriniz var mı, varsa neler?
Sizi seviyorum. Bana ve kitabıma katlandığınız için. Ablalarım, kardeşlerim, arkadaşlarım, bazen kızım diye hitap eden bazense abilerim bile oldu bu yolda. Teşekkürün en güzelini hak ediyorsunuz.

  • Ve son soru: yazmak için hissetmek gerek derler. Sizce de öyle mi?
Kesinlikle! Aramızda kalmasın ama ağlayarak yazdığım yerlerde ağlattığımı bilmek mutlu ediyor. Çok eskiler bilir, hep “Hissettirmiş olma dileğimle,” yazardım internet üzerinden yayınladığım bölümlerin sonuna. Hissetmediğin şeyi hissettiremezsin. Bu benim tarzım ve görüşüm.




Röportaj sorularını hazırlamamda bana yardımcı olan sevimli ve yardımsever arkadaşım İlknur'a kocaman teşekkürlerimle. J


                                                 Not: Fotoğraflar Google Görseller'den alınmıştır. 


11 yorum:

  1. Bir topluluk vasıtasıyla tanıdım sizi, takipteyim, ben de sizi bloguma beklerim, sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoşgeldiniz. :) blogunuza geleceğim, sevgiler :)

      Sil
  2. Yeni yazarların tanıtılmasına, onlara şans verilmesine çok önem veriyorum. Bu anlamda çok güzel bir röportaj olmuş. Kitap yazmak isteyenler için yol gösterici, bilgilendirici ve özendirici...Emeğinize sağlık, teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rica ederim, ne demek. :) Asıl büyük teşekkürü taze yazarımız hak ediyor bence. ben sadece vesile oldum :)

      Sil
    2. Teşekkür ederim. Tek başına değil, birlikte böyle güzel bir röportaj oldu. Bende çok keyif aldım. Özendirici ve ilham verici olduysa ne mutlu bana.

      Sil
  3. Canım arkadaşım dolu dolu çok güzel bir röportaj olmuş, keyifle okudum. :)) Ve rica ederim ben bir şey yapmadım ki. :* Bu röportajın da benim ki yazmaya meraklı olan arkadaşlarımıza yol gösterici olmasını umuyorum. Eminim genç yazar adayı arkadaşlarımız içinde faydalı bir yazı olmuş. Eline sağlık canım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah canım . :) teşekkürler :)

      Sil
  4. Blogları geziyordum, bir uğrayayım dedim. Yazar adayı arkadaşın kitabını okumadım henüz ama Canan Tan kitaplarını örnek alması ilginç geldi. İnşallah bakış açısını geliştirir diyeyim. Yeni ve kaliteli yazarlara ihtiyacımız var. Ben de bloguma beklerim canım ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tavsiye ediyorum, okumalısınız :) Haklısınız, yeni yazarlara, bakış açılarına, fikir ve düşüncelere ihtiyacımız var..

      Ziyaret edeceğim sizi. :) Esen Kalın :)

      Sil
  5. Harika bir yazı olmuş, tebrik ederim. Yazarı ayrıca tebrik ederim :) 19 Yaşında imiş, bravo. Sanırım biz bloggerların hayali olmalı kitap çıkartmak. Hep sevmişimdir yazmasını ama hiç kitaba dökemedim. Röportajları da çok severim, sormayı da okumayı da ..Benim de bir röportajım var sayfamda, instagram fenomeni Squat Girl ile sporcu bir yaşam koçu ile..aynı zamanda yazar kendisi ..
    Bu arada hayalleirmden birisi de benimle röportaj yapılması :) Ama kim ne yapsın ki beni değil mi :D :D ;)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.